Anlat İstanbul

12
Anlat İstanbul filminin içinde geçen masalların hepsi eş zamanlı başlıyor. Öykünülen masallar (ki hepsi uluslar arası olmayı çoktan başarmış!) batı kökenli ve doğuş zamanları bir hayli eski. Öte yanda masalların son hali ile ilk halleri arasında asırlar süren bir değişim zinciri söz konusu. Bu filmde çağdaş anlatının örgütlediği çoklu anlatımla, bir ressamın paletindeki tüm renkler sınıflandırmaya tabii tutulmadan gözler önüne serilmiş. Böylelikle özdeşleşme yerine, tam tersi yabancılaşma sağlanmış…

» Eleştirinin devamını okumak için...

Kuzgun

12
Dönemin en çılgın şairi Edgar Allan Poe alkol bağımlılığı ve parasızlıkla boğuşmaktadır. Tek kötü giden bu da değildir; bir cinayetler zincirinde tüm kanıtlar ve cinayet şekilleri Poe’nun hikayelerindeki gibi işlenmektedir. İstemese de kendisini heyecan verici bir kovalamacanın içinde bulacaktır. John Cusack Edgar Allan Poe rolünde başarılı. Artık okunmayan başarılı bir yazarın çaresiz, tehdit altında tekinsiz ve aşkı uğruna herşeyini vermeye hazır ruh halini başarıyla filme geçirebilmeyi başarıyor.

» Eleştirinin devamını okumak için...

Recep İvedik 4

12
Uzun uzadıya anlatacak pek bir şey yok… O bir fenomen… Daha dördüncüsünün fragmanları ortada yokken konuşulmaya başlanmıştı bile. Sonra fragmanı ile zaten kıyamet koptu.
Bugün Türkiye’ nin hemen her salonunda üç beş kopya ile vizyona girme cesareti gösteren ve salonları tıka basa dolduran Recep İvedik fırtınası yeniden başlamış bulunuyor.

» Eleştirinin devamını okumak için...

99 Francs

12
Kişilerin ekonomik olarak sömürüsünün en önemli dinamiği hiç kuşkusuz reklamdır. Bir yalanı; belki bir olmayanı sanki doğruymuşçasına ya da varmışçasına pazarlayan şey reklamdır. Bilirsiniz iktisat ve ya ekonomi derslerinde çok söylenen bir cümle vardır: “İnsan ihtiyaçları sınırsızdır” diye. Kapitalist ekonomik sömürünün beyin yıkama cümlelerinden biri olduğu kuşku götürmez bu cümlenin öncelikle bu işi yapmak isteyenlerin okuduğu bir bölümde ifşa edilmiş olması, bu beyin yıkamanın en önemli noktasıdır.

» Eleştirinin devamını okumak için...

Uçurtma Avcısı / The Kite Runner

12
Taliban rejiminin sonuçlarını önümüze yıkan film, bir yandan bu vicdan muhasebesini bize gösterirken diğer yandan din, şeriat gibi söylemlerin arkasına saklanarak çocuklara ve kadınlara olmadık kötülükleri yapan, aklınıza gelebilecek en kötü sözlerin bile içinizdeki öfkeyi dindiremeyeceği bu mahlukları da bize gösteriyor. Öyle ki, “kutsal” ın ne olduğunu sorgulamadan edemiyorsunuz. Shoei Imamura’nın 11 Eylül üzerine çektiği bir filminde de karakterine söylettiği üzere, Kutsal savaş diye bir şey yoktur! Evet yoktur; bence de yoktur!

» Eleştirinin devamını okumak için...

Deccal “Antichrist”

12
Sert öykülerin sinemaya aktarılmasına alışık olmayan geniş sinema izleyici kitle için içinde barındırdığı seks, şiddet, ölüm, ve gerçekçi depresif ruh halinin en uç sınırlarıyla vizyona girdiğiden beri hep yanlış anlaşılmalara neden olmuş bu bol ödüllü Von Trier filmi 2009 yılında Trier’in yaşadığı ağır bir depresyon sürecinde yazıldı. Von Trier’in filmi altı bölümden oluşur: başlangıç, ızdırap, acı, umutsuzluk, üç dilenci ve son söz.

» Eleştirinin devamını okumak için...

Ejderha Dövmeli Kız

12
Stieg Larsson’ ın bu etkileyici polisiyesini sinemada önce Avrupalı yönetmenlerden izledik. Avrupalı Ejderha Dövmeli Kız; hem hikaye örgüsü hem de barındırdığı aksiyon potansiyeli ile romanın oluşturduğu görsel ve hızlı bir macera beklentisini karşılayamadı. Belki de serinin tek eleştirilen tarafı da buydu.

» Eleştirinin devamını okumak için...

Agora

Agora
Alejandro Amenabar’ı ‘Tez’ (Thesis) filmini izledikten sonra aklıma yazmıştım. Çok farklı, ilginç bir gerilim filmiydi. Daha doğrusu amacı gerilim olmayan ama fazlasıyla geren bir filmdi. Daha sonra yine beğenerek izlediğim ‘Open Your Eyes’ ile benim için başarısının bir rastlantı olmadığını kanıtlamıştı. Tabii ki, Javier Bardem’in muhteşem oynamış olduğu Mar Adentro ise izlediğim en iyi filmler listesine rahatça girer. Bu anlamda Amenabar için iyi yönetmen sıfatını rahatlıkla kullanabilirim…

» Eleştirinin devamını okumak için...

Prensesin Uykusu

Prensesin Uykusu
Gerçek ve hayal dünyası arasında bir gezinti… Belki de her gün bizi hayallerimizden koparan, şiddetle yüzümüze çarpan, bizi bir senaryonun parçası olmaktan alıkoyan gerçek hayatımız… Bir çiçeğin yapraklarına hafifçe dokunup hissetmek ya da bir ağacın nefes alışını dinlemek… Var olanı hissetmek ve hissettirmek kendini sürüp giden hayatta… İz bırakmak… Kendini bırakıp işaretlerin sihrine, salınıvermek… Gülücükler saçarak, karmanın bumerangına inanmak…

» Eleştirinin devamını okumak için...

Ölüm Geçirmez

12
Film iki kısımdan oluşuyor, iki bölüm arasında sinematografik olarak büyük farklar var; İlk kısımda 70 lerin seks ve şiddet içerikli ucuz Grindhouse Theater filmlerine gönderme yapılıyor. Amatör bir kamera tarafından çekilmişçesine kalitesiz bir mizanpaj yanında oyunculuk, diyalog ve film kareleri taklit edilmiş. Bazı sahneler nostalji havası yaratılmak için yıllandırılmış.

» Eleştirinin devamını okumak için...

“Bir bakıyorsun; hayatta yapamam dediğin şeyin başrolündesin.”

Kelebek Etkisi